Kategori Arşivi Gökçe Yavuzcan

Galata’da akşam

İlhan Berk, Galata Kitabı’nın Öndeyişinde şöyle tanımlıyor Galatayı;

Matrakçı Nasuh’un bir minyatüründe üçgene çalıyor Galata.
Üçgen bir tepeye.
Dik, engebeli, girintili çıkıntılı. Sanki İstanbul’a özeniyordur, onun gibi körfezler, burunlar, koylar çıkıp, vadiler inecektir. Hem bunun için de bir buruna benzemek istemeyecek midir? Hızla uzun, dik yollar geçip açık kapalı açılar düşürüp, hendekler, surlar kazıp, sonra da birden düşecektir. İncecik gölgeler bırakıp arkasında:

GALATA

diye yazmak için adını. Kendi dilinde.
Bir tepe, Körler Ülkesi’ni görür diye geçer Delf kahinlerinin tarihinde.
Ve kat kat ve kargir.
Ve satranç sokaklı (dikeyler, yataylar, doğrular: İçten içe bir ehrama dönüşmek için mi?).
Ve surlar, surlar, surlar.

Kayışdağı, İstanbul

Sedef Çiçeği – Lunaria annua

https://en.wikipedia.org/wiki/Lunaria_annua

Beyoğlu Sokakları

Üsküdara Gider iken