Samatya’da ana cadde üzerinde 1830’larda yapılmış bir kilise Ayios Minas Kilisesi. Bu kilisenin altında, bilmeyenlerin farketmesi imkansız olarak yolla aynı seviyede bulunan eski bir bizans kilisesi kalıntısı daha bulunmakta. Kalıntı, halihazırda bir atolye olarak kullanılıyor. Daha önce kömürcü, tamir atölyesi olarak da kullanılmış. En son çelik kapıcı idi. . Kilisenin ambulatuarının küçük bir kısmı ise bitişikteki kahvenin içinde kalıyor. 4.ve 5.yüzyıldan kalma olan, dolayısıyla şehrin belkide en eski kilisesi olan yapının Ayii Karpos ke Papylos Martirion’u olduğu saptanmış. Adı, zamanla karıştırılarak, (Rumlar arasında) “Polykarpos” haline de gelmiş.
Kilise özel mülk, kiracıların ifadelerine göre eski Türkçe yazılı ve tuğralı tapular varmış. Murat Belge’nin değerlendirmesine gore Bu el değiştirme herhalde oldukça eskilerde gerçekleşmiş ve yukarıdaki Ayios Minas’ın yapılması izni belki de bu tuhaflığı telafi etmek için verilmiş. Böylece, bir kilisenin kubbesi üstünde bir başka kilise inşa edilmiş oluyor.

Alman Çeşmesi, diğer meydan çeşmelerinden farklı görünümüyle Sultanahmet Meydanı’nda yer almakta. Bu alanda eskiden hipodrom varmış, çeşme de onun kuzey ucunda.
Karaköy Perşembepazarı’nda Galata Mahkemesi sokağından girince karşımıza çıkan, çan kulesine benzeyen minaresinin üzeri külahlı yapıdır.
Anemas Zindanı: Adını Bizans İmparatorluğu’nun Arap bir komutanından almış olduğu söylenen zindan surların, Haliç kıyısında bitipte Topkapı’ya döndüğü yerde bulunur. Arap idaresindeki Girit’i uzun süre savunan Abdülaziz el-Kuturbi Kandiya’nın düşmesi üzerine esir düşmüş ve getirildiği Byzantion’da Hristiyanlığı kabul etmiştir. Oğulları ise Bizansın komutanları olmuştur. Yüksek rütbeli bir asker olan Mihael Anemas İmparator Kommenos’un devrilmesi komplosuna karışınca yakalanarak gözlerine mil çekilme cezasına çarptırılmıştır. Ancak kendisine ilgi duyan Kommenos’un kızı Anna Komnena onun kör edilmesini engelleyerek, bir kuleye kapatılmasını sağlamıştır.
Osmanlıların son zamanlarında, ilk bankaların görkemli merkez binalarına mekan olan, eski adıyla Voyvoda, yeni adıyla Bankalar Caddesi İstanbul’un belkide en kozmopolit yapıya sahip bölgesi Galata’da, Şişhane’den Karaköy’e uzanır. Caddenin Şişhane tarafındaki ucunda yeralan Frej (Freige) Apartmanı’nın sahipleri, Pera (Galata) halkının olağanüstü heterojen yapısını anlamak için iyi bir fikir verir:
Saliha Sultan Sebili : Perşembe Pazarı’ndan Kasımpaşa’ya doğru giderken, solda Unkapanı köprüsünün ayağında gösterişli bir çeşme var. I.Mahmut zamanında İstanbul’un su tesisatı geliştirilmiş, Beyoğlu tarafının suyu da bu dönemde esaslı olarak sağlanmıştır. Ortasında bir çeşme, yanlarda iki sebil bulunmakta. Diğer meydan çeşmelerinden farklı olarak beşgen bir planı var. Ön tarafının çok süslü arka tarafının sade olması bir zamanlar köşe çeşmesi olabileceği düşüncesini uyandırıyor. Hikaye’ye göre fakir bir ailenin kızı, küçük bir çeşmeden su doldururken testisini kırmış.Oradan geçmekte olan IV.Mehmet’in karısı Rabia Gülnuş Valide Sultan, ağlamakta olan küçük kızı görmüş ve testinin parasını vermek istemiş. Ancak kız testiye değil, böyle bir işi beceremediğine ağladığını söyleyince, çok hoşuna gitmiş ve onu saraya aldırmış. Eğitimi ve terbiyesiyle ilgilenmiş. Büyüyünce de kızkardeşinin oğlu II.Mustafa ile evlendirmiş. O da buraya şanına uygun bir çeşme yaptırmak istemiş. Ancak birtürlü bitirilemeyen çeşme, oğlu I.Mahmut tahta geçtikten sonra (1732-1733) Kayserili Mustafa Ağa’ya yeniden yaptırılmış.